blog7

Uzmanlık Mı – Uyanıklık Mı?

UZMANLIK MI – UYANIKLIK MI?

Çocuğuna “uyanık ol” diyen duymuşsunuzdur da, herhalde “uzman ol” diyene pek rastlamamışsınızdır. Başka bir ifade ile, işe eleman almak gerektiğinde “uzman” olanı mı tercih edersiniz yoksa “uyanık” olanı mı?

Normal şartlar altında uzmanlık ile uyanıklık arasında bir seçim yapılıyor olmaması gerekir. Birbirleriyle ne alakaları var diyebilirsiniz ancak ikisinin de bir kazanç yolu olduğunu düşündüğünüzde ikisinin de “kariyer yönetimi” konusuna girdiğini görebilirsiniz. Uyanıklık kendi başına bir meslek olabildiği gibi meslek olarak ne seçerseniz seçin karşınıza bir “stil” olarak da çıkabilir. Mesleğinizi iki türlü uygulayabilirsiniz; konunun uzmanı olarak ya da konunun uyanığı olarak. Uyanıklık, uzmanlık kadar çalışmayı ve çabayı gerektirmediğinden daha rağbet görüyor gibi.

Daha gelişmiş toplumlarda uzmanlık sahaları gittikçe artarken ve uzmanlık teşvik edilirken, ülkemizde her seviyede uyanıklık daha rağbette sanki. Patron olarak şirketinize uyanık bir yönetici istemez miydiniz? Çocuğunuza “uyanık ol, hakkını yedirme” demediniz mi? Eşinizin daha uyanık olmasını istediğiniz zamanlar olmadı mı? Amiriniz biraz daha uyanık olsa, durum daha iyi olmaz mıydı? Alışverişte, trafikte, iskambil ya da tavla oynarken, uyanık olmak gerekmiyor mu? Daha uyanık olmadığınız için kendinize kızdığınız ya da uyanıklığınızdan dolayı böbürlendiğiniz olmadı mı? Uyanıklık toplamda para eden bir yetkinlik hatta artık neredeyse bir gereklilik haline geldi.

Kişinin kendisini ve yaşadığı toplumu geliştirmesinin ilk şartı “iyi bilmesi” ve “iyi bilene saygı duymasıdır. Uzmanlığın yani gerçek bilgi birikiminin maddi karşılığını da vermek gerekir ki uzmanlık yaşayabilsin. Uyanık olma hali aslında kıt kaynakların paylaşımı ile ilgili bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığından bu bağlamda ekonomi biliminin sosyolojik ve psikolojik bir uzantısı sayılabilir. Kaynak paylaşımının bilgi ve beceriye bağlı olduğu durumlarda, kendini kollama ya da başkasının açığından faydalanma ihtiyacı bu denli ortaya çıkmaz. Dolayısıyla uzmanlık ve çalışma, statüye, refaha ve adil gelir dağılımına giden bir yoldur. Sahip olunan bilgi birikiminin yanı sıra kazanılan beceriler de kişiyi farklılaştırır. Beceriler, yetkinlik ifadeleridir. Etkin problem çözme kapasitesini gösterirler. Becerilerin belirlenmesi uzmanlık sahalarımızla ilgili bilgi verir. Birçok insan becerilerini iyi analiz edemediğinden gerçek kapasitesini de bilemez veya ifade edemez. Beceriler üç ana kategoride toplanırlar. a)teknik beceriler b)idari/yönetimsel beceriler c)kişisel beceriler. Bilgi ve becerilerin sürekli geliştirilmesi, kişiye uzun dönemde üstünlük sağlar. Uzmanlığını arttırır.

Uyanıklık ise kısa dönem çıkarlar üzerinde odaklanmıştır. Uyanıklıktaki beceriler de aslında yabana atılır gibi değildir. Üst düzeyde bir dikkat, sürekli savunma ya da fırsat yakalamaya açık aktif bir enerji, işlek bir zeka, her olayı lehine çevirebilmeye yardımcı olacak bir vizyon, herşeyi mazur gösteren gelişmiş bir psikolojik savunma mekanizması, vurdumduymazlık vs.

Yüzeysel bilgi birikimleriyle nereye gidilebilir? İşini iyi bilen fakat uyanık olmayan uzmanların hakkını kim koruyacak? Bir konuyu iyi bilmenin getirisi nedir? Manevi tatminler maddi tatminlerle birlikte varolamaz mı?

Kolay ve çabuk para kazanma isteği bir müddettir toplumda daha çok ilgi görüyor halbuki geleceğimiz, bilgiden, araştırmadan, işimizi dünya standartlarında yapmaktan, uzmanlıktan geçiyor.

Kıvanç Ersöz